
Hazırlayan : Gökhan Yaşdal
Fotoğraf çekmek ile ilgili ufak tefek ipuçlarından bahsedeceğim.
Fotoğraf çekerken kendi dikkat ettiğim noktaları söyleyeyim. Eminim işinize yarar.
Eğer fotoğraf makinanız yarı profesyonel ise söylediklerim daha anlamlı olacaktır. Yani manuel olarak ayarlara müdehale edebiliyorsanız.
1. Fotoğraf makinasını elime alır almaz ilk dikkat ettiğim şey Beyaz dengesi dir. Her dijital makinada bulunur. Bu ortam ışığına göre makinanın kendini ayarlamasını sağlar. AWB diye bir otomatik seçeneği vardır. Hiç uğraşmak istemiyorsanız bunda bırakın makina elinden geldiği kadar ayarlar onu. Ama ben her zaman ortam ışığına bakıp ilk olarak bunu ayarlarım. Güneş, bulutlu, sarı ampul, floresan, floresan çeşitleri ve flaş diye ayarları vardır.

Yukarıdaki ilk fotoğrafta beyaz dengesi yanlış ayarda kalmış. Yanlışlıkla güneş yerine bulut veya floresana ayarlamışım. Sonra sonucu görüp düzelttim. Gerçek renkler sağdaki gibi idi. Bu örnekten bu işin ne kadar önemli olduğunu görebilirsiniz. Eğer size bu iki fotoğraf ayrı makinelerle çekildi diye getirilseydi ilk makinayı çok kötü ikinciyi iyi zannederdiniz. Ama tüm sır çekim yaparken dikkat etmekte.
2. Makineyi aldığımda dikkat ettiğim ikinci şey ISO veya eski deyimle ASA ayarıdır. Filmli makinalarda filmi değiştirmeden müdehale edilemeyen bu unsur filmin ışığa duyarlılığı ile ilgilidir. Dijital teknolojide de bu iş yaklaşık olarak böyledir. Nispeten karanlık ortamlarda fotoğraf çekerken, flaş kullanmak istemezseniz fotoğrafı titretmeden çekebilmek için yüksek ISO değeri kullanmanız gerekir. Yani ortamı olduğundan daha aydınlık göstermek için makinanın bu imkanından faydalanırsınız. ISO değerini arttırmak makine kalitesine göre farklılık göstermekle bereber çoğunlukla GREN dediğimiz ufak noktacıkların fotoğraf yüzeyinde belirmesini sağlar ve fotoğrafımız netliğini ve keskinliğini kaybeder. Dijital makina üreticilerinin bu konudaki açıklaması ışığa duyarlılıı arttırıken CCD sensörün ısınarak görüntüyü bozması şeklinde. En iyi fotoğraf en düşük ISO ayarında çekilir. Filmli makinalarda 100 ASA standarttır. Özel olarak 50 ASA da bulunabilir. Şimdiki dijital makinalar genelde 50 asadan değilde 80 den başlar 1600 veya 3200 e kadar giderler. Burada dikkat edeceğimiz nokta fotoğrafı titretmeden çekebileceğimiz en düşük ISO da çekmek olacaktır. Zira ISO yükseldikçe kalite düşer. Örnek olarak ;

Üstteki ilk fotoğraf ISO 50 ile çekilmiştir. GREN yani noktacıklar oluşmamış. ikincisi ISO 1600 gren gözle görülebilyor.
3. ISO değeri çoğu zaman bir diğer parametreye bağlı olarak çalışır. Daha doğrusu iki parametreye. Bunlardan ilki "Diyafram", ikincisi "Enstantane" dir. Objektifimizin içinde bir adet çelik perde bulunur. Bu perdenin aralık kısmından giren ışık filmin üstüne düşer ve görüntüyü oluşturur.
Şöyleki ;

Diyafram değerleri genelde 1/2.8 den başlar fakat iyi makinelerde şöyle sıralanır
f:1.2 - f1.4 - f1.8 - f2 - f2.8 - f4 - f5.6 - f8 - f11 - f16 - f22 - f32 .
bu değerler 1/1.2, 1/32 manasına geldiğinden değer yükseldikçe deliğin çapı küçülür. Bu da demektirki 1.2 den çok ışık girecek ve daha aydınlık bir fotoğraf çekeceğiz, 1/32 den daha az ışık geçecek ve daha karanlık bir fotoğraf çekeceğiz. Bu değerlerin değişimi de enstantane ile ilgilidir. Hemen enstantaneyi de anlatıp aralarındaki ilişkiye geçeyim.
4. Enstantane; fotoğraf makinalarının içinde deklanşöre bastığımızda açılıp kapanan bir de perde vardır, bu perde filmin önünü kapatır normalde kalktığında filmin üstüne ışık düşer. Bu ışık önündeki mercek (yani diyafram) ne kadar açıksa o kadar geçer ve perde kaç sn açık kaldıysa o kadar filme düşer. Bu demek oluyorki sizin ayarladığınız diyafram aralığından geçen ışık perdenin açık kaldığı süre kadar filmin üstüne düşer ve filmin ışığa duyarlılığı kadar(ISO) filmde iz bırakır. Bu üç değişken ile oynayarak filmimizin aydınlık veya karanlık çıkmasını sağlamış oluruz.

Yukarıdaki örnekte gördüğümüz değerler de farklı enstantane değrlerinde fotoğrafın nasıl çıkacağını gösterir. Enstantane değerleri saniyenin katları şeklindedir. Standart olarak gün içinde çektiğimiz fotoğraflar genelde 1/125 ile çekilir. genelde makinalarda olan enstantane değerleri 1/8000, 1/4000, 1/1000, 1/500, 1/250, 1/125, 1/60, 1/30, 1/15, 1/8, 1/4, 1/2, 1, ve 1”, 2”,3”, 5",10",15",30" ve B dir. Enstantanenin değişmesine içeri giren ışığın miktarını ayarlamak dışında asıl çektiğimiz objenin net (durağan) çıkmasını sağlamak için ihtiyacımız vardır. Duran bir arkadaşımızı elimizde makine ile çekeceğimiz zaman genelde bize 1/60" enstantane yeterli olur. Yürüyen bir insan yaklaşık 1/125" yada 1/250", yavaşça koşan 1/500", giden bir araba 1/1000", yakınımızda uçan bir kuş 1/1000" veya 1/1500", bir formula aracı ise yaklaşık 1/4000" civarı enstantane ister. Yani koşan bir adamı duruyormuş gibi çekmek için ancak saniyenin 500 de birinde fotorğaflamak gerekir. Daha az enstantane kullanırsak arkasında çizgiler oluşur.

Yukarıdaki fotoğraf bir gece çekimi. Uzun süreli pozlama yapılmış Tabi ki tripod kullanımış. Benim tahminim Enstantaneyi 30" veya daha uzun tutmuş. Binalar sabit olduğundan titreme vs. gibi uzama yok. Arabalar hareketli olduğundan ışıkları uzamış.
5. Gelelim diyafram enstantane ve ISO ilişkisine. Fotoğraf kurslarında en çok sıkıntı yaratan ve anlaşılması en güç konudur. İşin temelini de bu oluşturur. Basitçe anlatmaya çalışacağım. Ünv. tedeyken Kocaeli de KASK ta fotoğraf semineri görmüştüm bir kaç ay. Oradaki değerli hocamız Özcan Taras'ın bir örneklemesi ile size anlatayım. Fotoğrafın bir tek gerçek poz değri vardır. O poz değeri enstantane diyafram ve iso nun birbirlerine oranları ile tuıtturulmaya çalışılır. Eğer diyafram olması gerektiğinden açıksa veya enstantane yavaşsa veya ISO gerektiğinden yüksekse fotoğraf çok ışıklı ve aşırı pozlanmış çıkar, tam tersiyse karanlık ve eksik pozlanmış çıkar. Şimdilik ISO yu sabit tuttuğumuzu varsayarsak. İki değişkenimiz kalır enstantane (zaman) ve diyafram (mercek açıklığı).Aşağıda bu değişkenlerin arasındaki bağlantıyı yaklaşık olarak görebilirsiniz. Bulutlu bir günde akşam üstü saatlerinde bir fotoğraf çekmek isterseniz makinanın auto konumunda makina sizin için o fotoğrafı 1/30" (enstantane) ve 4 (diyafram) olarak çeker. Aşağıdaki şekilde uygun diyafram ve enstantaneyi turuncu ile işaretlerim.

Bunun sizin fotoğrafınızın doğru pozlaması olduğunu kabul edelim. Şimdi sizin ne tür bir obje çekmek istediğinize bağlı olarak bu değrlerle oynayacağız. Diyelim bu ışık şartlarında bir rallidesiniz ve otomobil çekeceksiniz. 1/30" ile çektiğinizde araçların arkalarında uzama çizgileri görürsünüz, diğer objeler dururken yürüyen insanlar ve araçlar titrek ve hareketli çıkar. Bu yüzden siz enstantanenizi 1/1000 e kadar yani tabloda 5 kademe geri getirmelisiniz. Doğru poz dengesinden 5 stop gerilediniz demektir. bunu telafi etmek için tabloda görüldüğü üzere diyaframınızı da 5 stop açmanız gerekir. Sonuçta içeri düşen ışık miktarı değişmemiş oldu. Hocamız bunu bir kova örneği ile açıklamıştı. Tam 1 kova su doldurmanız gerekiyor. Musluğu orta kademede açtığınızda 1 dakikada doluyor. Eğer musluğu 1 kademe kısarsanız suyun dolması gecikecek ve 1 kova su 1 dakikadan uzun sürede dolacaktır. Yada musluğu bir kademe açarsanız 1 dakikadan kısa sürede dolacaktır. İki parametre birden değişti farkettiyseniz. Ama elde ettiğimiz sonuç aynı. Yani 1 kova su yine 1 kova su. Fotoğraftaki poz değeri de bunun gibidir. zamanı uzatmak isterseniz diyaframı kısmalı, diyaframı açmak isterseniz zamanı kısmalısınız. Ne kadar kısacağınız da yukarıdaki tabloda var. Eğer doğru değer 30 a 4 ise enstantaneyi 60 a çekmek için diyaframı 2,8 e getirirsiniz. 125 e getirmek için 2 ye ... Böyle böyle gider. Enstantaneyi neden değiştirmemiz gerektiğini öğrendik. Hareket eden nesneleri çekmek için. Şimdi gelelim diyaframın fotoğrafa etkisine. Genelde görüp imrenmişsinizdir portrelerde genellikle çekilen kişinin dışındaki alan netsiz ve flu görünür. Bu da fotoğraftaki kişiye odaklanmamızı kolaylaştırır. Bu etkiyi genel olarak diyafram oluşturur. Diyafram ne kadar açıksa (örneğin 1.2,2.8, 4 gibi) netlediğimiz alanın arkası o kadar flu olur. Buna alan derinliği etkisi denir. Aşağıdaki örneği inceleyiniz.

Yukarıdaki örnekte netleme adamla kadına yapılmıştır. En üstte diyafram açıktır. (örnek 2.8 yada 4), ortada diyafram biraz kısılmıştır. (örnek 8 veya 11, 16 gibi) en altta ise diyafram tam olarak kısıktır. (22 veya 32 gibi) Yaratmak istediğimiz etki hangisi ise ona göre diyafram seçeriz. Tabi yukarıdaki tabloyu unutmadan. Diyaframı değiştirince enstantane de değişecek. Eğer diyaframı kıstığınızda enstantaneyi çok arttırmanız gerekiyorsa mesela 1/30" nin üstüne çıkmanız gerekiyorsa insanlara kıpırdamalarını söyleyerek çekebilirsiniz ama yine de yetmiyorsa 1/15" ve üstünde insan fotoğrafı çekemeyeceğinizi bilmeniz gerekiyor. Bu durumda ISO yu arttırarak fotoğrafı rahatlatırsınız. ISO yu bir kademe arttırırsanız enstantane 1/30" dayken diyaframı bi kademe kısabilirsiniz. ISO 100 iken 400 yaparsanız diyaframı 2 kademe kısabilirsiniz . Alan derinliği diyaframla olduğu kadar objektifin çekim açısı (geniş açı ve tele objektif kullanımı) ile de ilgilidir. Fotoğraf makinalarının çoğu zoom objektiflere sahiptir. Unutmaynız ki alan derinliğini az tutmak isterseniz tele objektiflere yönelmelisiniz. (konuya zoom yapmak) Eğer tüm alanın net olacağı bir konu çekiyorsanız (doğa fotoğrafı gibi) geniş açı objektif kullanmanız önerilir. Aşağıda objektif ve diyaframın alan derinliğine etkisi görünüyor.

Aşağıda başka bir siteden alıntı yaptığım iki fotoğraf var. İlk fotoğrafta diyafram kısık enstantane yavaş. (Diyafram 8 enstantane 1")(Tripod kullanılmış Objeler de hareketsiz olduğundan titreme yok)

İkinci Fotoğrafta ise diyafram açık. dengelemek için enstantane de kısılmış. (diyafram 2.8 enstantane 1/4")

En üstteki fotoğrafı 8 ile değilde 16, 22 veya 32 ile çekseydi tüm biblolar net çıkacaktı. Bu seferde enstantaneyi uzatacaktı. 8 e 1" ile çekerken 11 e 2", 16 ya 4", 22 ye 8" ve 32 ye 15" de çekecekti. Bu da demektirki fotğraf makinanısnın düğmesine bastıktan sonra mercek açılacak ve 15 sn. sorna kapanacaktır. Tabii ki tripod kullanmak gerekir. Bu şartlarda fotoğraf çekerken özellikle gece fotoğrafı çekerken size bir ip ucu. makinayı "self timer" a alın. enstantane diyaframı ayarlayın ve tripoda veya sabit bir yere bırakıp düğmeye basın. "self timer" süresi bitince otomatik olarak fotoğrafı çekecek ve bu sırada elinizin düğmeye basması sırasında ki titremeden kurtulacaksınız. Ortamdaki ışığın azlığı ve çekeceğimiz konunun hareketli olması bizi flaş kullanmaya zorunlu kılabilir. Kullanabileceğimiz bir durumda isek, eş dost kaplı bir yerde anı fotoğrafı çektiriyorsak misal. O zaman poz dengesi yukarıda anlattıklarımızdan biraz farklı olur. Flaş anlık olarak çok yoğun bir ışık verir. Saniyenin yaklaşık 500 de birinde de çakıp biter. Bu da demektir ki o anda gördüğü herşeyi dondurur. Flaş ile fotoğraf çekemek biraz daha deneyim işi olduğundan ilk zamanlar makinanın otomatik modunda flaşlı çekim yapmanızı öneririrm. Sonra deneyerek diyafram ile oynayabilirsiniz. Yukarıda anlattıklarım ışığında fotoğraf çekmeye başlayabilirsiniz. Dediğim gibi ilk olarak ne çekeceğiniz ile ilgli herşey. Konunuz hareketli mi, yoksa durağan bir cisim mi? konunun ne kadarının net olmasını istiyorsunuz ? konunun ne kadarını kadraja almak istiyorsunuz (zoom lama), çektiğiniz fotoğrafı büyütü duvara asma ihtimaliniz var mı ? yoksa ufak posta kartı büyüklüğünde mi kullanacaksınız. Önce bunların kararını verip öyle makinayı açın. Makinaların ayrı modları vardır.

Canon dan örnek vermek gerekirse ;
M: Manuel ( Diyafram ve enstantane ye müdehale) ve bütün özellikler
Av : Diyafram öncelikli ( Siz diyaframı ayarlıyorsunuz enstantaneyi otomatik ayarlıyor) ve bütün özellikler
Tv : Enstantane ( Siz Enstantaney iayarlıyorsunuz diyafram otomatik ayarlanıyor) ve bütün özellikler
P : diyafram enstantane ayarı yok ama iso, beyaz dengesi vs. ayarlanabilir.
Auto : Hiç bir şeye müdehale etmeden her şeyi makinaya bırakır.
Ben genelde standart olarak makinamı Av de tutarım. Benim için birinci öncelik alan derinliğidir. Fotoğrafı çekerken deklanşöre yarım bastığımda makina enstantaneyi gösterir. Ben o enstantaneyi beğenirsem direk çekerim fotoğrafı. Ama diyelim ışık az. Diyaframı kısmak istedim misal 16 ya aldım. Yarım deklanşör yaptım 1/8" gösteriyor. Elimde çekeceğim ve yürüyen insanları çekeceğim. Demekki 16 diyaframdan vazgeçeceğim. İso yu biraz arttırarak rahatlayabilirim ama o da fotoğrafı kalitesiz yapıyor. Bu sebepten enstantane 1/250 ye gelene kadar diyaframı açarım. Bu da muhtemel 2,8 e karşılık gelir. Diyaframı el ile 2.8 e alırım ve yine yarım deklanşör bakarım. Hala kurtarmıyorsa yani 1/60 falan veriyorsa isoyu bi iki kademe yükseltir 1/250 yi bulurum. Ha tabi çekeceim objeler yakında ise flaş ile çekip durumu kurtarabilirim de. Şu flaş işine de braz değinmek isterim. Flaşların etki alanları azdır. Genelde 5 mt. den sonra pek etkili olamazlar. Bu sebepten uzaktaki nesneleri özellikle binaları gece fotoğraflamak istersek flaşın faydası olmayacağından tripod kullanıp enstantaneyi çok uzatmak gerekir. Mesela 2" yada 4" gibi. unutmayın flaş patlattığınızda makina otomatik olarak kendini 1/60 a veya daha üstü bir enstantaneye çekmek isteyecek. Eğer çekeceğiniz obje flaşın etkisinden uzaksa kapkaranlık bir fotoğraf çıkacak demektir. O yüzden hiç flaş açmayın. Özellikle futbol maçlarında veya bir konserde tribünden çatır çutur flaş patlatanları görüp hep gülerim. Flaşın onlara en ufak faydası olmaz. Bu durumlarda flaşı ancak yakın objeyi belirginleştirmekte yani dolgu flaşı olarak kullanabilirsiniz. mesela güneşe veya ışığa karşı fotoğraf çekerken. Güneşe karşı fotoğraf çekilmez diye yaygın bir kural vardır değilmi ? Aslında yanlıştır. Bakın altta ki örneğe Öneri ; ters ışıkta fotoğraf çekiyorsanız. poz dengesini arkadaki ışık kaynağına yakın bir yerden alın. ilk görüntü de çekeceğiniz obje karanlık olacaktır. Sonra flaş patlatın. Bu sayede hem fotoğrafınızın fonu hemde obje tam pozlanır.
Mesela ilk fotoğrafta flaş kullanılmamış. İkincisinde dolgu amaçlı yakındaki objeler için patlatılmış.

Devam edecek ...
Sorularınız için tıklayınız ;